![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() |
![]() Euroleague ve Spartak Moskova ile ilgili her yazımda aynı cümleyi yazının içinde geçiyordum. Diana Taurasi ve Sylvia Fowles Spartak’ta olduğu sürece bu takımın bileğini Euroleague arenasında kimse bükemez. Kaderin bir cilvesi midir bilmem ama iki büyük yıldız İstanbul’un iki yakasında ki ezeli rakiplerin en önemli silahları konumuna geldiler. Taurasi artık sarı-lacivert, Fowles ise sarı-kırmızı için mücadele edecek. Bu transferlerden keyif almayan yoktur herhalde... İlk pencereden açıp baktığımızda basketbolu seven ve kadın basketboluna ayrıca ilgi duyan insanlar için yıllar boyunca çok özel yabancı oyuncuları izleme fırsatı her zaman verildi. 1990’lar da bile o günün şartlarına göre çok farklı tarzda, çok yetenekli oyuncular bu topraklara ayak bastı. Ama 2000’lerin ortası ile birlikte her yıl getirilen yabancı oyuncuların kalitesi çok fazlaydı. Cappy Pondexter, Vickie Johnson, Sophia Young, Penny Taylor, Diana Taurasi, Slvia Fowles.. Üç İstanbul takımının dışında ki takımlarda WNBA’in önemli potansiyel oyuncularını Ülkemize getirmeyi başardı. Hepsi birbirinden yetenekli, koysan erkek takımlarında bile oynayacak yetenekli oyuncular. Ama bu oyuncuları överken, izlerken altyapıdan çıkacak oyuncularımızı asla unutmamamız gerekiyor. Yabancı oyuncuya yatırım çok iyi ama aynı derecede Türk oyuncuya yatırımı doğru şekilde yapmak gerekli. Yoksa en iyi yabancıları getirelim, Türk oyuncularıda bir şekilde yetişir mantığında olunursa Milli takım seviyesinde başarı beklemek gerçekçi olmaz. İşte açılan 2. pencerede bu olması gerekiyor. Sorulması gereken soru; oyuncu yetiştirmede, oyuncu keşfetmekte ne kadar iyiyiz? Son 2 yılda yazın İstanbul’da düzenenlenen Ümitler hazırlık turnuvasına gitme fırsatı buldum. İlk yıl Akatlar’da, ikinci yıl ise Ayhan Şahenk’te turnuva düzenlendi. Bazı yetenekli oyuncuları görmek için her koşulda iyi bir fırsattı. İspanya, Fransa, Rusya gibi takımların yanı sıra Türkiye’nin de en iyi genç takım oyuncuları oradaydı. Ama bu 2 yılda da bu turnuvaları izlemeye gelen koçların, yardımcı koçların, menajerlerin sayısı çok çok azdı. Keza her sene yaklaşık 7 aydan fazla süren ümit ve genç takım seviyelerinde ki oyuncuların birbirleri ile yaptığı rekabeti izlemeye gelen insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bayrampaşa yada Ataköy pek farketmiyor. İzlemek isteyen, keşfetmek isteyen her yere gelir zaten. Beni en çok düşünmeye sevk eden konuların başında WNBA’de neden oyuncumuz olmadığı? Seneler önce Nevriye Yılmaz gitti ve birkaç yıldan sonra tekrar Türkiyeye döndü. İlk adımlar her zaman zor olmuştur ama arkasını getirmek için önayak olmuşlardır. Nevriye’den sonra WNBA için Amerika’ya giden oyuncumuz yok. Belki yaz sezonunda her sene Milli Takım turnuvalarının olmasından dolayı gitme konusunda her oyuncumuz çekingen davranıyor ama diğer Ülkelerderin oyuncularının son senelerde ABD’de oynadığını hep görüyoruz. Ann Wauters, Sandrine Gruda, Anete Jekabsone gibi oyuncuların WNBA’de oynadıklarını unutmamak lazım. Bir şekilde en kötü ihtimalle turnuvalardan sonra en az birkaç oyuncumuzun Yeni Dünya'da forma giymesi gerektiğine inanıyorum. Kendi gelişimleri için bu çok gerekli ki endişe duyulacak bana kalırsa hiçbirşey yok. Çoğu Türk oyuncumuz Amerika’lı oyunculardan iyi. Kendilerini kabul ettirme konusunda zorluk yaşayacaklarını düşünmüyorum. Özelikle son yıllarda ligimizin Rusya Ligi ile birlikte en iyi lig olduğunu söyleniyor. Bu düşünceyi savunanlardan biride benim. Ciddi anlamda kalite olarak ilerdeyiz. Ama bunu sağlayan etkenlerin başında en iyi yabancı oyuncuların ülkemizi seçmesinde büyük pay var. Türk oyuncu kalitesi son yıllarda artsada Milli takım seviyesinde son 3 büyük turnuvada sekizincilikten daha ilerisini görememekte kalite konusunda tezatlık oluşturuyor. Fransa, Rusya, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Belarus gibi takımların her zaman Milli takımları başa güreşen takımlar olmuşlardır. Rusya haricinde kulüp takımlarında başarı diğer ülkelerin pek yapabildiği bir durum değil. Ama Milli Takım için gurur kaynakları çok fazla. Bu nedenle bizimde Milli Takım kalitesini kesinlikle yükseltmeye çabalamamız gerekli. Bununda kiliti altyapı gelişimi. Son olarak Tekirdağ’da düzenlenen Genç Bayanlar turnuvasında 1. Lig seviyesindeki kulüplerden oyuncu izlemeye gelen kişi sayısının çok az olduğunu belirtmek lazım. Özellikle final maçında sayı iyice düştü... Genç oyuncuların, Ümit Takıma çıkmak için yeteneklerini gösterebilecekleri en iyi arena olarak gördükleri bir turnuvaya bu kadar az temsilcinin, izleyicinin gelmesi de ayrıca üzüntü kaynağıdır. Umarım herşey Kadın basketbolu adına seneler içinde iyiye gider. Ama bu iyiye gidişat, kesinlikle altyapıya verilecek önemle başlamalıdır... Kaynak:turkbasket.com
__________________
![]() Kobe:Wowwww ben bile böyle uçmadım
![]() |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|